Türkiye arka arkaya yaşanan iki okul saldırısı ile sarsıldı. 15 Nisan Çarşamba günü 14 yaşındaki İ.A.M., Kahramanmaraş'taki Ayser Çalık Ortaokulu'na babasının sandığından aldığı silahlarla gelerek bir öğretmen ve sekiz öğrenciyi öldürdü.
Bundan bir gün önce ise Şanlıurfa'nın Siverek ilçesindeki Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'ne bir saldırı düzenlendi. Okulun eski öğrencisi olduğu belirtilen 2007 doğumlu Ö.K., çevreye rastgele ateş açtı, 16 kişiyi yaraladı ve ardından yaşamına son verdi.
Bu tür saldırılar, beklenmedik gibi görünse de gerçekte nadiren anlık olarak gerçekleşir. Toplu silahlı saldırılar, genellikle bireylerin yaşadığı sorunların derinleştiği ve bu sorunlara zamanında müdahale edilmediği bir sürecin ardından yaşanır.
Kitlesel silahlı saldırılarda neleri yanlış anlıyoruz?
Türkiye'de yaşanan okul saldırıları da beklenmedik bir şekilde düzenlenmiş gibi görünse de uzmanlar bu izlenimin yanıltıcı olduğuna işaret ediyor.
ABD'deki Georgia State Üniversitesi'nde Şiddet İçeren Aşırıcılık Araştırma Grubu'nun Direktörü John Horgan, saldırganların aniden "kontrolü kaybettiği" düşüncesinin en yaygın mitlerden biri olduğunu söylüyor:
"Böyle bir şey olmaz. Her zaman uzun bir travma geçmişi, zamanla artan kırgınlıklar, reddedilme veya aşağılanma gibi büyük stres faktörleri vardır. Bunlar acı, ıstırap ve umutsuzlukla dolu çalkantılı bir hayatta bardağı taşıran son damlalardır."

